1848-1849 MACAR BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİNDE SÂNDOR PETOFİ’NİN YERİ VE SEKELLERE DAİR DÜŞÜNCELERİ

1848-1849 MACAR BAĞIMSIZLIK MÜCADELESİNDE SÂNDOR PETOFİ’NİN YERİ VE SEKELLERE DAİR DÜŞÜNCELERİ

Ülkemizde Macar edebiyatı, Macar şiiri veya Macar şairi kavramlarım duyduğumuz zaman Sândor Petöfi (1823-1849)’nin ismi ilk akla gelen isimlerin başında yer alır. Macar edebiyatı açısından önemli bir yere sahip olan Petöfi, ürettiği edebî ürünlerle sadece Macar halkının değil, bütün dünya halklarının zihninde büyük etkiler yaratmış bir şairdir. Bu büyük edebiyatçının hayatı ve eserleri yıllardır hem Macaristan’da hem de çeşitli ülkelerde çok araştırılmış ve incelenmiş bir konudur. Petöfi ülkemizde de bilinen bir Macar şairidir. Geçmişten günümüze doğru Sândor Petöfi ve onun eserleri ile ilgili ülkemizde yapılmış çalışmaları taradığımızda, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan pek çok Macarca eseri Türkçeye çevirerek ülkemizde tanıtan Necmi Seren’in 1943 yılına ait Aşk ve Hürriyet Şiirleri adlı çeviri eserine rastlamaktayız. Seren, bu çalışmasında, Petöfi’nin pek çok şiirini Macarcadan Türkçeye tercüme etmiştir.[1] Daha ziyade şair kimliğiyle bilinen Tahsin Saraç da Petöfi’nin pek çok şiirini Fransızcadan dilimize çevirmiş ve 1976 yılında yayımladığı Petofi-Şiirler adlı eserinde ülkemizde tanıtmış bir isimdir.[2] Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, o zamanki adıyla Hungaroloji Enstitüsü’nden mezun kütüphaneci, araştırmacı-yazar ve çevirmen kişiliğiyle tanınan Sami Nabi Özerdim de 1981 yılında yazdığı Macar Yazınından Çeviriler adlı makalesinde Petöfi’den ve onunla ilgili yapılan çalışmalardan söz etmiştir.[3] Aslında Özerdim’in Petöfi’yi bizlere çok daha önce tanıtmış olduğu malumatını Behçet Necatigil’in Balkan Ülkeleri Edebiyatlarından Türkçeye Çeviriler adlı çalışmasından ediniyoruz.[4] Daha güncel çalışmalara baktığımızda, Prof. Dr. Naciye Güngörmüş de Ölümünün 140. Yıldönümünde Sândor Petöfi (1823-1849) adlı makalesinde bu şairle ve şairin eserleriyle ilgili önemli malumatlar vermiştir.[5] Dolayısıyla Jânos Arany’ın da dediği gibi, “Petöfi sadece Macar ulusunun değil, bütün dünyanın en önemli şairleri arasında yerini alır” (Klaniczay 735).

Petöfi’nin şairliği kadar hayatı hakkında da ayrıntılı bilgilere sahibiz. Onun, 1823 yılında, yılbaşı gecesinde doğduğunu, yazdığı bunca şiiri çok kısa bir hayata sığdırdığını, en önemlisi 1848-1849 Macar ihtilali denildiğinde hem askerî hem edebî kişiliğiyle adının zihinlerde canlandığını ve 1849’da Segesvâr yakınındaki bir çatışmada Rus Kazakları tarafından öldürüldüğünü de biliyoruz.

Dahası, Slovak kökenli bir aileden gelen Petöfi’nin doğum yeri kütüğünde her ne kadar Kiskörös olarak yazılmış ve pek çok çalışmada bu şekilde gösterilmişse de, Petöfi, Szülöföldemen (Memleketimde) adlı şiirinde Kiskunfelegyhâza şehrini doğduğu yer olarak belirtir (Petöfi Sândor költemenyei 1014-1020). Zira Petöfi kalben ve ruhen kendisini oraya ait hisseder ve o toprağın çocuğu olarak görür.

Hayat şartları ve ailesinin maddî durumu nedeniyle hayatını hep bir yerden bir yere göç ederek devam ettirmek zorunda kalan Petöfi, eğitimini de çeşitli yerlerde sürdürür. Bunlar arasında Petöfi’nin hayatında 1835’ten 1838’e kadar Aszod’da geçirmiş olduğu üç yıl çok önemli bir yer tutar. Zira Petöfi, Uti jegyzetek (Yol Notları) (1845) adlı düzyazı çalışmasında da dile getirdiği gibi ilk şiirlerini burada yazmaya başlamış, ilk kez burada âşık olmuş ve oyunculuğa karşı isteği ilk kez burada açığa çıkmıştır (Ilyes 33; Klaniczay 737; Petöfi). Aszod, Petöfi’nin Bucsüzâs (Immâr kesz koszorünk) (Veda) (1838) adlı veda ve ayrılık temalı edebî şiirini yazdığı yer olması açısından da ayrı bir önem taşır (Petöfi Sândor költemenyei 7-8).

1841 yılında Pâpa’da öğrenim gördüğü esnada onun için artık yeni bir dönem başlamıştır. Bu yıllarda Macar edebiyatının büyük yazarlarından olan Mor Jokai ile tanışır ve aralarında büyük bir dostluk başlar. Bunun yanı sıra 1842 yılında edebî başarı gösteren A borozo (Şarap İçen Kimse) adlı ilk şiirini Sândor Petrovics adıyla burada yayımlar (Klaniczay 737; Petöfi Sândor költemenyei 53). Ayrıca aynı yıllarda daha pek çok şiiri de kalem alır. Bu şiirleri arasında Kasım ayında ilk kez Petöfi adıyla yayımlanan Hazâmban (Yurdumda) adlı şiiri dikkat çekicidir (Klaniczay 739; Petöfi Sândor költemenyei 64-65).

Petöfi, 40’lı yıllarda tiyatro alanındaki çalışmalarına devam etmek amacıyla bir kez daha zorlu bir mücadele içerisinde savrulur durur. Bu sefer oyunculuk çalışmaları nedeniyle Pozsony (bugünkü Bratislava) ve Debrecen’de bulunmak durumunda kalır. Debrecen’de çok zor günler geçiren Petöfi, 1844 yılının Şubat ayında derlediği şiirleriyle Peşte’ye hareket eder. Debrecen’den Peşte’ye giderken içinde bulunduğu ruh halini ve aslında bir bakıma da hayatını bir mektubunda şöyle tasvir eder (Beöthy 526):

Eskimiş bir elbise içinde, yürüyerek, cebimde birkaç yirmilikle, tek bir şiir kitabıyla Peşte’ye seyahat ettim. Bütün umutlarımı bu bir ciltlik şiir kitabına sığdırdım. Düşünüyorum da bu şiirlerim yayımlanırsa ne ala, ancak yayımlanmazsa yine ala. Çünkü o zaman ya açlıktan ölürüm ya da soğuktan ve böylece bütün acılarım son bulur.

Hayatı her daim zorluklarla ve mücadele içinde geçen şair açısından 1844 yılı adeta bir dönüm noktası niteliğindedir. Bu dönem, oyunculuk çalışmalarına veda ettiği, yazarlığa karşı ilgisinin yoğunlaştığı, Versei (Şiirleri) adlı çalışmasının ortaya çıktığı ve en önemlisi Petöfi’nin artık bir şair olarak gönüllerde yerini almaya başladığı bir dönemdir. Bu şair, şiirlerindeki şaşırtıcı yenilikle ve samimi anlatımıyla zihinlerde hemen yer edinir ve kısa zaman içinde Macaristan’ın en ünlü şairleri arasına dâhil olur. Macar edebiyatında Petöfi aynı zamanda, halkçı-ulusçu edebiyatın şekillendiricisi ve halk şiirinin ve şiir sanatının eşsiz gücü olarak nitelendirilir. Bununla birlikte halkın duygu ve düşünce tarzını ve halk dilini edebiyata uyarlayan bir şair olarak da yorumlanır. Diğer yandan Petöfi bu dönemde epik şiir tarzında yazdığı eserleriyle de dikkatleri üzerine çekmeyi başarır. Bu tarzda ortaya koyduğu eserler arasında bir köy öyküsünü anlatan ve dört şarkıdan oluşan A helyseg kalapâcsa (Köyün Çekici) (1844, Ağustos- Ekim) ile Macar edebiyatında bugüne kadar içerisinde en çok milliyetçi unsurları barındırdığı kabul edilen bir eser olarak bilinen Vitez Jânos (Kahraman Jânos) (1845, Mayıs) adlı çalışmaları göze çarpar (Beöthy 526, 537; Güngörmüş 113; Petöfi Sândor költemenyei 188-225, 263-315; Szerb 344).

Petöfi’nin bu döneme ait eserlerinde ayrıca yaşadığı duygusal kırılmaların izlerini de görüyoruz. Buna en güzel örnek Gödöllö’de âşık olduğu Berta Mednyânszky’e ithafen yazdığı Szerelem gyöngyei (Aşkın İncileri) (1845) adlı çalışmasıdır (Brauch; Petöfi Sândor költemenyei 403- 404, 422). Dolayısıyla Petöfi’nin farklı yaşam alanlarında bulunmasının sanatında farklı ilgi alanlarının oluşmasına yol açtığı sonucunu eserlerine bakarak rahatlıkla söyleyebiliriz. Başka bir deyişle onun eserleri bir nevi yaşamının yansımalarıdır.

1846 yılı da Petöfi açısından bir diğer önemli dönem olarak yorumlanabilir. Yaşadığı hayal kırıklıkları, ailesinin maddi durumu ve en önemlisi politik hayatın gerilemesinin ardından Petöfi artık daha bilinçli bir devrimci ve aynı zamanda demokrat bir şair olarak karşımıza çıkar. Petöfi‘nin şiirleri ve edebî faaliyetleri bu andan itibaren tamamen Macar halkının özgürlüğünü ve düşüncelerini içerir. Şairin bu dönemde dile getirmiş olduğu şiirleri arasında, çok arzuladığı ihtilal konusunda Macar halkını bilinçlendirdiği ve özgürlüğün ve bağımsızlığın önemine dikkat çektiği A nep (Halk) (1846, Haziran-Ağustos) adlı eseri önemli bir yer tutar (Petöfi Sândor költemenyei 586-587). Bu eser hem elinde kılıç tutan, savaşan halkın neden ve ne için mücadele ettiğini anlatır hem de bunca teri ve kanı ne için döktüğü konusunda şairin halkını bilgilendirmesi ve bilinçlendirmesi açısından büyük önem taşır. Bu döneme ait bir diğer önemli eseri olan Egy gondolat bânt engemet (Bir Düşünce Beni Kahrediyor) (1846, Aralık) adlı çalışmasında da ölümü ve bilhassa özgürlük ve bağımsızlık uğruna gerçekleşecek bir ölümü arzuladığını haykırır adeta dizelerinde (Petöfi Sândor költemenyei 636-637). Bu haykırışı Tanrı duymuş olacak ki üç yıl gibi bir zaman diliminin ardından Petöfi hayal ettiği bir şekilde ölümle buluşur.

Vatanının özgür ve bağımsız olmasını arzulayan, şiirlerinde buna genişçe yer veren Petöfi, bu amaçla çeşitli siyasal ve toplumsal faaliyetlerde de bulunmuştur. Bu tarzdaki faaliyetlerin başında 1846 yılının Mart ayında demokrat genç yazarlardan oluşan ve modern Macaristan’ı yaratmak adına oluşturduğu Tizek Târsasâg[6] adlı dernek gelir. Bu dernek esasen genç Macaristan’ın yaratılmasına katkıda bulunan bir girişim olmakla birlikte Petöfi’nin, yazarları ve yayınevlerini korumak adına oluşturduğu bir topluluktur. Ancak bu topluluk ne yazık ki o dönemdeki mevcut politik ortamda arzulandığın gibi bir gelişme gösterememiştir.

Yaptığı faaliyetlerle ve eserleriyle devrime olan inancını ve isteğini kanıtlayan Petöfi, 1847 yılının sonunda Pesti Hirlap dergisinde Antal Csergey’e söylediği ”Adeta köpeğin depremi hissettiği gibi ben de devrimi hissediyorum” (Klaniczay 781) şeklindeki sözleri de ihtilal ateşiyle yanıp tutuştuğunu, ulusunun ve vatanının özgür ve bağımsız olmasını ne kadar çok arzuladığını doğrular niteliktedir.

Tam da burada Macaristan’ın o dönem içinde bulunduğu ortamı anlatmak belki de Petöfi’yi daha iyi anlamamıza katkı sağlayacaktır. O yıllar, Macaristan’ın Habsburg hakimiyeti altında yaşaması sonucunda bağımsızlığını kaybettiği ve Habsburgların reform adı altında uyguladığı baskıcı düzenlemeler karşısında ulusun direniş gösterdiği ve hem Avrupa’da hem Macaristan’da özgürlük ve bağımsızlık seslerinin yükseldiği bir dönem olarak kabul edilir.

İşte böyle bir dönemde, 1848 yılı başlarında Avrupa’da ve bilhassa Viyana’da devrimlerin birbiri ardına patlak vermesi üzerine Peşte’deki genç aydın kesim de harekete geçmiş ve Habsburglar’a karşı ayaklanmıştır. Halkın önemli tabakasını oluşturan bu ileri görüşlü kimseler, Macar ulusunun isteklerini 12 maddde toplayıp devlet sansüründen izin almaksızın Petöfi’nin Viyana’daki devrimin patlak verdiği gün, 13 Mart 1848 tarihinde kaleme aldığı Nemzeti dal (Ulusal Türkü) adlı şiiriyle birlikte bastırırlar (Pâl 47).

O dönemde gençliğin düşünsel önderi ve halkın sözcüsü olarak karşımıza çıkan Petöfi, Nemzeti dal adlı şiiriyle bu mücadelede önemli bir yer almıştır. Petöfi sadece Nemzeti dal adlı şiirinde dile getirdiği ”Talpra magyar! (Ayağa Kalk Macar!)” (Petöfi Sândor költemenyei 966-968) sözleriyle değil, aynı zamanda Dicsöseges nagyurak… (Anlı Şanlı Büyük Beyler…) (1848, Mart) adlı çalışmasında da halkı ve bilhassa gençliği bu devrim hareketine katılmaya teşvik etmiş; halkın, içinde yıllardan beri gizli kalan düşünceleri şiirleriyle dile getirmiştir (Petöfi Sândor költemenyei 946). Bu eserinin yanı sıra Kemeny szel a füj (Sert Bir Rüzgar Esiyor) (1848, Şubat) adlı çalışmasıyla da gençliği ve Macar ulusunu devrim için harekete geçmeye davet eder (Petöfi Sândor költemenyei 944-945).

Gerek şiirleriyle gerekse eylemleriyle özgürlük düşüncesine hizmet eden Petöfi devrimdeki rolünü 15-dik mârcius (Martın On Beşi) adlı şiirindeki şu sözleriyle ölümsüzleştirmiştir (Petöfi Sândor költemenyei 970):

E hös ifjusâg vezere                      Kahraman gençliğin önderi idim
Voltam e nagy tetteknel.”              Bu büyük hadisede.”[7]

Buradan hareketle 15 Mart 1848 tarihinde başlayan Macar Bağımszılık Mücadelesi o andan itibaren Macar tarihinde ve edebiyatında Peşte devrimi ve Petöfi ile özdeşleşmiştir adeta.

Mücadelenin başladığı dönemlerde cumhuriyet ve demokrasiden yana bir tutum sergileyen Petöfi, krallık düşüncesine karşı mücadele etmiş ve bu durumla ilintili olarak pek çok şiiri kaleme almıştır. Bunlar arasında satirik bir şiir olan Keszülj, hazâm! (Hazır Ol Vatanım!) (1848, Nisan), A kirâlyokhoz (Krallara) (1848, Mart), A kirâlyok ellen (Krallara Karşı) (1844, Aralık), Akasszâtok föl a kirâlyokat! (Kralları Asınız!) (1848, Aralık) adlı şiirleri dikkati çeker (Petöfi Sândor költemenyei 977-979, 974-975, 327-328, 1174-1175). Petöfi’nin A kirâlyhoz adlı şiirinin her kıtasında tekrarladığı “Nincsen többe szeretett kirâly! (Sevilmiş bir kral yoktur!)” (Beöthy 528; Petöfi Sândor költemenyei 974-975) sözleri hükümet nezdinde büyük bir antipati uyandırmıştır.

Bunun yanı sıra Petöfi, Macar politikacılarına karşı da direniş göstermiştir. Petöfi bir meclis toplantısında ”ben bu hükümete değil vatanımı köpeğimi bile emanet etmem” (Klaniczay 783) sözleriyle hükümet karşıtı bir tutum içerisinde olduğunu da göstermiş; A magyar politikusokhoz (Macar Politikacılarına), A nemzetgyüleshez (Halk Meclisine) adlı şiirlerinde de bu düşüncesini ortaya koymuştur (Petöfi Sândor költemenyei 896-897, 1023­1025). Sarf ettiği “köpek” sözüyle Petöfi’nin, mevcut dönemdeki durumu ve hissiyatını eleştirel ve alaycı bir dille ifade ederek hicvetmenin de ötesi bir tutum sergilediği görülür.

Etiketler: , , , , , , , ,

Yorum Yaz