Türk Tarihi

Türk Tarihi Araştırmaları

Kaya Resimleri

DOĞU ANADOLU’DA İLK TÜRK İZLERİ

Erzincan:

Erzincan çevresindeki birçok ilçe ve köy mezarlığında Erken Dönem Türk mezar geleneğinin devamı olan koyun-koç heykelli ve bezemeli mezar taşları yer almaktadır. Hunlardan başlayıp günümüze kadar devam eden bu kültür günümüzde de yaşamaktadır.

Koyun Koç-At Mezar Taşları: Erzincan Çayırlı İlçesi Başköy, Sarıgüney, Çamurdere, Ozanlı, Çaykent köylerinde tespit edilmiştir[21]. Erzincan Çayırlı İlçesi Yeşilyaka Köyü ve Sarıgüney Köyü Mezarlığında ise insan heykelli mezar taşları bulunmuştur. Bu mezar taşları Orta Asya Türk kültürünün Anadolu’daki güzel örnekleri olması son derece önemlidir[22]. Ayrıca Erzincan Kültür Turizm Müdürlüğü Bahçesinde bulunan Erzincan’ın muhtelif köylerinden getirilen koyun-koç şekilli mezar taşları bulunmaktadır.

Hakkâri

Hakkâri’deki en önemli veriler hiç şüphesiz “Hakkâri Taşları”dır. 1998 yılında kente merkezinde bir rastlantı sonucu 13 adet taşı (dikilitaş) stel bulunmuştur[23].Hakkari İl Merkezinde bulunan Mir Kalesi’nin kuzeybatı eteklerinde bulunan taş steller başkanlığını Veli Sevin’in yaptığı ekip tarafından 2001 yılına kadar kurtarma kazısı dahil olmak üzere bilimsel çalışmalar yapılmıştır. Hakkâri taşları killi kireçtaşı ve kalkere oyulmuştur. Taşlar oyulma aşamasında sanatçılar tarafından teknik açıdan üç gruba ayrılmıştır. 1. Kabartma tekniği, 2.Kabartma ve Oyma Tekniği, 3. Çizgici tekniği

Hakkâri Taşları, bilimsel heyet tarafından M.Ö. XV. Yüzyılın ortalarından başlayarak birkaç yüzyıl boyunca dikilmiş oldukları görüşündedirler. Bu tarihleme taşların yakınında bulunan aynı bilim heyeti tarafından kazısı yapılan iki oda mezarıyla (M.Ö. II.Binin ilk çeyreği- Son Tunç Çağı-Erken Demir Çağı) uyuşmaktadır. Ancak ilk gömülerin stellerden birkaç yüzyıl önce yapılmaya başlandığı ifade edilmektedir.

Hakkâri stellerin en çarpıcı özelliğinin göğüs üzerinde tutulan merkezi konumlu kaptır. Güney Rusya ve Ukrayna’daki İskit yontu-menhirleri ile Orta Asya taşlarının vazgeçilmez özelliğidir. İskit anıtları da M.Ö. VII. Yüzyıla değin örnekleri bilinmektedir. Bu gelenek VI yüzyıldan başlayarak Göktürklerde XI. Yüzyılda Asya’dan Ukrayna’ya göçen Kıpçak-Kumanlar arasında yaşadığı bilinmektedir. Orta Asya’da bu stellerin çoğu kez “Türk Taşları” adı verilmektedir. Hakkâri taşları incelendiğinde görülmüştür ki, Orta Asya ile Güney Rusya, Hakkâri- Azerbaycan yöreleri arasında çok eski bir ilişki olmalıdır. Buda Anadolu’da Türklerin varlığını erken döneme götürmektedir[24] (Resim 7).

Artvin Bölgesi

Artvin bölgesinde erken dönem Türk İzlerine rastlanması bölgedeki Türkmenlerin dağılımı açısından önem taşımaktadır. Çoruh havzası içerisinde yer alan Yusufeli İlçesi Kılıçkaya beldesi’nden Çoruh Havzası içerisinde yer alan Bakırtepe Mağarasında yer alan runik harflerdir. 1995 yılında Aytekin tarafından yapılan bilimsel bir araştırmada tespit edilmiştir[25]. Mağara girişinin üstünde, yaklaşık 7 m. yükseklikte 0.50 x 0.35 m’lik bir çerçeve içerisinde dört satırdan oluşmaktadır. İs sebebiyle yer yer silinmiş olsa da yapılan ilk tespitlerde çeşitli hayvan figürlerinin varlığı belirlenmiştir (Resim 8). Bu hayvanlardan geyik resimleri belirgindir. Tarihlemesi yapılmamış merkezin değerlendirilmesinde Kağızman önemli bir örnek teşkil edecektir.

Ardahan:

İnsan Şekilli Mezar Taşları: Ardahan İli , Damal ve Çıldır İlçelerinde Orta Asya Türk Geleneği olan insan şekilli mezar taşları belirlemiş bulunmaktayız. Erzincan Çayırlı Bölgesi’nden sonra Ardahan Bölgesinde aynı geleneğin izlerini bulmak bizi son derece mutlu etmiştir. Ardahan Bölgesi insan heykelli mezar taşları Türk geleneğinin güçlü şekilde geçmişten günümüze ulaşmasının belgeleri olma özelliğini taşımaktadır[26].

Ardahan İli’nin Çıldır İlçesi’nde bilimsel kazı çalışmaları tarafımızdan yürütülen Akçakale Kazısı bölgedeki Orta Asya Türk geleneğinin devamına ışık tutacak özelliktedir. Çıldır İlçesi’nde yer alan Aktaş Gölü içinde bulunan adalarda yaptığımız incelemede ise at şekilli mezar taşı bulunmuştur. Adada çok sayıda at, koyun ve koç şekilli mezar taşının bulunduğu ancak bunlardan günümüze sadece bir tanesinin ulaştığı bilirkişiler tarafından ifade edilmiştir. Yine Çıldır İlçesi Kakaç Köyü’nde bulunan bir diğer koyun şekilli mezar taşı ise ekibimiz tarafından parçalanmış bir durumda tespit edilmiştir.

Yine Çıldır İlçesi’nin Kenardere Köyü ile Hanak ve Damal İlçelerinde ise insan heykelli mezar taşları belirlenmiştir (Resim 9).

Tespit edilen Mezar Taşlarının yanı sıra Ardahan Bölgesi kurganları ve insan, at ve köpeğin aynı mezarda gömülü olarak bulunduğu Cinnik Nekropolu (Resim 10) ile Türk Tarihi konusunda ayrı bir önemi bulunmaktadır.

Van Bölgesi:

Demir Çağı’ndan Urartulara başkentlik yapmış olan Van Bölgesinde yapılan Urartu kazılarında İskitlere ait çok sayıda arkeolojik materyal ortaya çıkarılmıştır Bu merkezlerden [27] / Sardurihinili surları önünde kale içinde ele geçirilen İskit tipi ok uçları, kemikten koçbaşlı iki at koşum parçası ayrıca Toprakkale[28] / Rusahinili, Yukarı Anzaf[29], Ayanis[30] Kalelerinde İskit ok uçları yapılan kazılarda ortaya çıkarılmıştır (Resim 11). Bu veriler İskitlerin Van Bölgesini egemenlikleri altına alabilmek için bölgeye yapmış oldukları seferleri göstermektedir. Van Bölgesinde koyun-koç mezar taşları Orta Asya Türk geleneğinin devamını göstermektedir. Bölgedeki koç, koyun ve at mezar taşlarının sayısı 35 civarındadır. Bunlardan ikisi at şekilli mezar taşlarını oluşturmaktadır.

Tunceli Bölgesi:

Doğu Anadolu Bölgesinde koyun-koç ve at şekilli mezar taşlarının çeşitlilik ve sayısal yoğunluğuna Tunceli bölgesinde rastlanmaktadır. Belirlenen eser sayısı 133 adettir. Bunlardan 21 tanesini at şekli mezar taşı oluşturmaktadır. Nadir önekler dışında 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın ilk yarısında yapılmıştır. Orta Asya Türk kültürünü devam ettirmesi açısından bölge önem taşımaktadır[31].

Iğdır Bölgesi

2000 yılından itibaren Iğdır Bölgesi’nde yürüttüğümüz yüzey araştırmalarında Iğdır İli ve çevresinde çok sayıda koyun, koç şekilli mezar taşı belirlenmiştir. Iğdır’da halen Karakoyunlu mezarlığında ve Yaycı mezarlığında çok sayıda mezar taşı insi tu durumdadır. Bu mezar taşlarından en güzel ve en ilginç örneği aynı mezar taşında hem insan suliyeti hem de koç şekilli mezar taşıdır (Resim 12). Bu örnek şimdilik Doğu Anadolu’daki tek örnektir.

Bitlis Bölgesi

Ahlât mezar taşları hiç şüphesiz Orta Asya Türk kültürünün Anadolu’daki en önemli şaheserleridir. Ahlât mezar taşları bazı örnekleri ile Kültiğin, Bilge Kağan ve Orhon Vadisi’ndeki anıtlarla büyük bir benzerlik göstermektedir. Bu durum Orta Asya’dan gelen Türk oymaklarının inanç ve adetlerini sanata dönüştürerek Anadolu’ya taşıdıklarının bir göstergesidir[32]. Bölgede ayrıca koyun-koç şekilli mezar taşları da tespit edilmiş 12 adet olarak belirlenen mezar taşlarından 5 âdeti Ahlât Müzesi’nde sergilenmektedir[33].

Ahlât’ın 5 km. batısında yer alan Arkın Çayı’nın kaynağının da bulunan iki kitabe bulunmuştur[34]. Bu kitabelerde yer alan damgalar ve yazıların bir kısmının Bayındır Boyu damgaları ve Göktürk yazısı (runik harfler) olduğu Kafesoğlu tarafından ifade edilmiştir[35].

Sonuç:

Doğu Anadolu Bölgesi Türk Kültürünün Erken Dönemden günümüze kadar varlığını kuvvetle hissedildiği bölgedir. Bu bölgedeki Türk İnanç sisteminin yansımaları, kaya resimleri, runik harfler, insan biçimli heykeller ve mezar taşlarında elde edilen veriler burada değerlendirilmiştir. Bölgenin zenginliği çalışmalarımızda bize daha çok şevk vermektedir. Stratejik gelişmeler bölgeyi daha önemli konuma getirdiği tartışılmaz bir gerçektir. Bölgedeki Türk kültür varlıkları yok olamadan belirlemeye, kayıt altına almaya gayret etmekteyiz. Hiç şüphesiz kaydedilmesi kadar korunup gelecek kuşaklara en azından şimdiki durumları ile ulaştırmak milli bir görevdir.

Alpaslan CEYLAN

Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, Eskiçağ Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi

[XV. Türk Tarih Kongresi-11-15 Eylül 2006 Ankara]

2 COMMENTS

  1. Bu konu her zaman dilden dile ilden ile dolaşıyor. Aslında son derece önemli bir konu. Tarihte hiçbir iz olmasa da Türk Milletinin ebed müddet soyuna sopuna bu güne ve geleceğe çocuklarına aktaracağı en büyük şereftir:BÜYÜK TÜRK DEVLETİ VE ONUN ASİL MİLLETİ
    Ancak bu konu daha sık ve etkili her ilde tekrarlanması gereken ve hatta uluslar arasına dönüştürülmesi gereken bir konudur. Halaçoğlu Hocamız bunları çok iyi bilir. Ancak tek eksikliğimiz yeni yüzlere ve enerjilere açık olmayan bir darlıktır. Oysa hele hele bugün ülkemizin içine düştüğü kan ve gözyaşı bu katılımı arttırmak istememizden geçiyor.
    Ne zaman iktidar olacağız? Yeni yüzler yeni fikirler ve yepyeni bir güçlü politika hem Türkün tarihini aydınlatır hem de bu ülkeyi kalkındırıp kandan kurtarır. Elinize sağlık çok çok beğendim.. ULUSLARARASI TÜRKBİLİM EDİTÖRÜ OLARAK YÜREKTEN KUTLUYORUM..
    Dr. Suavi TINCAY

LEAVE A RESPONSE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir