Türk Tarihi

Türk Tarihi Araştırmaları

Türk Kültürü

ESKİ TÜRKLERDE DEVLET MECLİSİ “TOY”

Bilindiği gibi en eski çağlardan bugüne kadar, bütün toplumlar ve toplumları yöneten hükümdarlar, devlet işlerini görürken, danışmak, istişare etmek, alıp uygulayacakları kararları topluma benimsetmek, alınacak neticelerin sorumluluğunu paylaşmak, en doğru olanı yapmak ve benzeri sebeplerle danışmanlar edinmek ve daha önemlisi kurullar oluşturmak ihtiyacını hissetmişlerdir. Günümüzde temsili parlamenter sistemle en gelişmiş seviyesine varan bu olgu, gerek Batılı gerekse Doğulu toplumlarda kökü en eski çağlara uzanan bir geçmişe sahiptir. Biz bu çalışmada yalnızca Orta Asya Türk devletlerinin olan “”u ele alacağız.

“Toy” kelimesi “meclis-toplantı”, “Devlet Meclisi” anlamına gelmektedir.[1] Kelimenin bir diğer ve yaygın anlamı da bayram,[2] ziyafet ve eğlenceli yemeklerdir.[3] Moğolların Gizli Tarihi isimli eserde yer alan “Düğün, doğum, evlenme ve buna benzer hallerde tertiplenen meclis” şeklindeki ifade de Toy’un değişik vesilelerle toplanan bir meclis olduğu yolundadır.[4] Ancak “Toy” devlet işlerinin görüşüldüğü ve daha sonra yenilip, içilip, eğlenilen bir festival niteliğinde olsa gerektir. Hükümdarlar tarafından yılın belirli günlerinde, hükümdarlık alameti olarak devlet ileri gelenlerine ve halka verilen ve resmi bir niteliği olan ziyafettir.[5]

Bunun yanı sıra toy kelimesiyle aynı anlama gelen “Kurultay” kelimesinden de söz etmemiz gerekir. Moğolca toplanmak, bir araya gelmek anlamındaki “khuril, khural-khuri, kuril” köküne[6] yine Moğolca “tai” ekinin ilave edilmesiyle türetilmiş bir terim olan kurultay kelimesi zamanla Türk devlet meclisi “toy”un yerini almıştır. XIII. Yüzyılın ortalarından itibaren kaynaklarda geçmeye başlayan bu kelime toy yerine kullanılmaya başlanmış, toy ise yemekli eğlence için kullanılır olmuştur.[7]

Toy geleneğinin aslı olan ilk meclis ya da toplantılar, Asya Hun İmparatorluğu’nda Mao-tun dönemine kadar geriye uzanmaktadır. Mao-tun devrinde (M.Ö. 209-174) dini ayinlerin yapıldığı, halkın nüfusunun ve hayvan sayısının belirlendiği ve devlet işlerinin görüşüldüğü üç büyük toplantı yapılmaktaydı.[8] Hsiung-nu Devleti’nin Shan-yü (veya Tan-hu) denilen hükümdarları karargâhlarında yılda üç defa birinci, beşinci ve dokuzuncu aylarda veya başka bir değişle yılbaşı, ilkbahar ve güz mevsimlerinde bu toplantıları gerçekleştirmekteydi. Bütün bu toplantılar yapıldıkları ayın beşinci günü olan “wu” günü yapılırdı.[9]

Kabile reislerinin katıldığı bu toplantı bir festival olup eğlenilirdi, fakat aynı zamanda atları kurban verilir, ibadet edilirdi. Ögel bu toplantıda küçük kurultayın da yapıldığını belirtmektedir.[10]

Beşinci ayda yani ilkbaharda (altıncı ayda) Lung-ch’eng’da (Ongkin ırmağı vadisinde Karakum şehrinde) yapılan toplantı diğerine göre daha önemliydi. Çünkü bu toplantıda bütün prens ve kabile reisleri toplanır, atalara, yere ve göğe kurbanlar verilir, ibadet edilirdi.[11] Yine bu toplantıda bütün büyük devlet işleri de görüşülürdü ki bu da ilkbahar toplantısının önemini arttırmaktaydı. Burada görüşülen başlıca konular şunlardı: Askeri stratejik meseleler, dış politikayla ilgili işler, elçi kabulleri, yeni hükümdar (Shan-yü) seçimi.[12] Bu toplantıya prenslerin yanı sıra devletin ileri gelen memurları ve Hsiung-nu Devleti tabiiyetinde bulunan beyler katılırlardı. Bu katılmanın başlıca sebebi devlete olan sadakatin sürdüğünü göstermekti. Aksi bir davranış isyan anlamına gelmekteydi.[13]

Hsiung-nu Devleti’nde yapılan üçüncü önemli toplantı ise sonbaharda Tai-linde yapılanıdır. Savaş ve sayım kurultayı da denilebilecek bu toplantıda ahali ve atların sayımı yapılır ve savaş kararı görüşülürdü. Toplantının bu şekilde yapılmasının sebebi bu mevsimde atların yetişip güçlenmiş olması ve Çin’de harman mevsimi olması dolayısıyla Hunlar’da bu bölgeye doğru savaş hareketlerini başladığı bir mevsim olmasıydı.[14]

Hunların yanı sıra diğer bütün Türk devletlerinde de bu tür toplantıların yapıldığını, meclislerin toplandığını görüyoruz. Göktürklerde de bu toplantılardan yapılmaktaydı. Yılın beşinci ayında ilkbaharda yapılan ve halkın da katıldığı toplantı yine en önemlisiydi. Bu toplantılar aynı zamanda bir bayram gibi kutlamalara sahne olur, at yarışları yapılır, şarkılar söylenir, kımız denilen içki bol miktarda içilirdi.[15] Bu toplantı vesilesiyle kurulan mecliste de devlet işleri görüşülür, yeni hakan seçimi yapılır hatta iktisadi ve kültürel meselelere çözüm bulunurdu.[16]

Uygurların da buna benzer devlet işlerinin görüşüldüğü meclisi bulunmaktaydı. Öteki bütün Türk devletlerin de meclisi vardı. Atilla zamanında Hun Devleti’nde siyasi hayatta nüfuzları büyük asillerin oluşturduğu bir istişare meclisi devletin yönetiminde önemli söz sahibiydi.[17] Tabgaç Devleti’nde böyle bir devlet ve nazırlar meclisi, Hazar Devleti’nde “İhtiyarlar Meclisi”, Peçeneklerde “Komenton” denilen önemli kararların alındığı meclis ve Tuna Bulgar Devleti’nde “Millet Meclisi” bulunmaktaydı.[18]

Oğuz Türklerinde de aynı amaçla Toy’lar düzenlendiğini görüyoruz. Bu toylar bir eğlence ve yemekli ziyafet olduğu, devlet işlerinin görüşüldüğü meclisler niteliğindeydi.[19] Devlete bağlı bireylerin de bir sadakat göstergesi olarak katıldığı bu törenler, Oğuzların içtimai ve siyasi hayatında önemli bir yer tutuyordu. Oğuzlar yine “Tirnek” (Dernek) ya da Kengeş Toyu denilen meclisleri çeşitli vesilelerle toplar kararlar alırlardı.[20] Oğuz toylarını diğerlerinden ayıran bir diğer özellik de yemekten sonra davetlilerin, misafir bulundukları evi yağma etmeleridir. Buna (Han-ı Yağma) denilmekteydi. Arap gezgini Ibn-i Fadlan Seyahatnamesi’nde Oğuz toylarına bey ve komutanların yanı sıra halkın da katıldığını belirtmektedir ki, bu da diğer Türk devletleri meclislerinin hepsinde görülen bir özellik değildir.[21] Örneğin Tabgaç Devleti’nde meclise yalnız nazırlar, Atilla Hun Devleti’nde asil beyler katılabiliyordu. Ancak bu toplantıların festival kısımlarına hangi devlette olur ise olsun halkın katılmadığını söylemek yanlış olur. Bütün bu toplantı ve meclisler Hsiung-nu Devleti’nden itibaren Orta Asya kökenli Türk devletlerinde görülmektedir. İsim ve niteliklerinde bazı farklılıklar olmakla birlikte (Örneğin, Atilla Hunlarının meclisi aristokratik bir nitelik taşır, Tabgaç Devleti’nde ise bakanlar kurulu şeklindedir.) Türk devletlerinde danışmanın en geniş şekliyle bulunduğu[22] ve bu amaçla kurul ve meclisler (Toylar) oluşturulduğunu görüyoruz.

Toy’un Devlet Teşkilatı İçerisindeki Yeri:

Bilindiği gibi Orta Asya Türk devletlerinde hükümdarlar Tan-hu (Shan-yü), Kağan, Han, Yabgu, İdi-kut, İlteber gibi unvanlar taşır ve devlet başkanı olarak devlet teşkilatının en üstünde yer alırlardı.[23] Han’ın başlıca görevleri devleti düzenlemek, varlığını korumak ve sürdürmek, halkın refahını sağlamak ve devletin sınırlarını genişletmek olarak tanımlanabilir.[24] Han bütün bunları yaparken eski Türklerde kanun demek olan “Töre”ye (Törü) uymak zorundadır. Törenin kaynağı ise “halk, han ve kurultay”dır.[25] Bu bakımdan Han yüksek ve tek otorite olmakla birlikte, töreye -yani halka ve kurultaya- bağlı olmak zorunda idi ki bu bize Türk devletlerinin birer meşrutiyet olduklarını göstermektedir. Hakan seçiminin Toy tarafından yapılması ve hanlığın kabul edilerek meşrulaştırılması da bunu göstermektedir.

İşte devlet meclisi Toy, handan sonra devletin iç ve dış bütün sorunlarının görüşülüp kararlaştırıldığı yüksek bir kurul organıdır.[26] Han Toy’un aldığı kararların hepsine uymak zorunda değilse de onun kararlarını dikkate almak zorundaydı. Kimi zaman Toy, hanın uygulamalarını kabul etmeyebilirdi. Mesela, Göktürk Devleti’nde Bilge Kağan’ın (716-834) şehirlerin surlarla çevrilmesi ve Budizm ve Taoizm’in kabul edilmesi istekleri Toy tarafından reddedilmiştir.[27] Hakanın Toy’u toplamama gibi bir yetkisinin olup olmadığı belli değildir. Devlet meclisinin toplanması bir gelenek halinde otomatik olarak yılın belirli aylarında oluyordu. Hsiung-nu Devleti’nde her yılbaşı, ilkbahar ve son baharda kurultay toplanıyordu. Ancak, hakan kendine bağlı beyleri “ok” göndermek suretiyle “okucu” denilen görevlileri ile davet ederdi.[28]

Toy’un Üyeleri:

Toy’a katılanlara “Toygun” denilmekteydi. Kelime “Toy”a birlik, topluluk veya topluluk üyesi anlamına gelen “Gun” ekinin eklenmesiyle meydana gelmiştir.[29] Bir devlet meclisi olan Toy’a başta hakan olmak üzere, hakanın karısı Hatun (Katun), Aygucı veya Üge, prensler ve buyruklar ile şadapıt, apa, erkin, tudun, ilteber denilen beyler katılmaktaydı. Ancak Toy üyelerinin tam sayısı hakkında kesin bilgi bulunamamaktadır.

Toy’un üyelerinden olan Hatun (veya Katun) hanın asıl karısıdır. Bu bakımdan asil bir aileden ve Türk olmasına özen gösterilirdi. Devlet işlerinde Hatunlar da söz sahibi idiler, devlet meclislerine katılırlardı. Ayrıca elçilerin kabulünde hazır bulunur, harp meclislerine iştirak ederek fikirlerini söyler, devletin iç ve dış politikasında düşüncelerine önem verilirdi.[30]

Ayguci da (Üge) Toygunlar arasındaydı. Hükümetin başkanı olan Aygucıların Toylardaki önemi çok büyüktür. Çünkü Toy’da alınan kararların yönetilmesi işi doğrudan doğruya bu kişilerin sorumluluğunda görünmektedir. Aygucılar hanedan dışından, devlete yaptıkları yararlı hizmetlerle seçkinleşen, halkın sevip saydığı kişiler arasından seçilirlerdi. Göktürk Devleti’ndeki Tonyukuk, Uygurlar’daki Kutluk bunlar arasında en ünlülerindendir. Aygucılar hükümdarın Toylarda bulunmadığı zamanlarda ve hükümdar seçimi yapılan Toylarda, Toy’un başkanlığını da yapmaktaydılar.[31]

Buyruklar da hükümet üyesi beylerdir. Bunlar da bey ve yüksek memur olarak Toy’a katılırlardı. Tarhan, Apa, Erkin gibi unvanlara sahip Toygunlar hizmetleri sayesinde yükselmiş Toy üyesi yüksek memurlardı.[32]

Yürütme Yetkisi:

Toy’da devletin iç ve dış işleri görüşülüp, icap ediyorsa yeni kanunlar (töre) konur, savaşa barışa karar verilir ve daha sonra alınan bütün bu kararlar uygulamaya konulurdu. Yani Toy ve yürütme yetkilerine sahipti. Yürütme yetkisi, üyeleri olan Aygucı, Buyruk, Apa, Tarhan gibi yüksek devlet memurları tarafından kullanılırdı. Daha önce belirtmiş olduğu gibi Aygucı icranın, yani hükümetin başkanıydı. O bu sıfatıyla alınan kararların icrasından birinci derecede sorumluydu. Yine aynı şekilde buyruklar da hükümetin üyeleri olarak yürütme yetkisini kullanmaktaydılar. Bizzat hanın kendisi de Toy’da alınan kararlara uyar ve uygularlardı.

Toy’un yargı yetkisi ise olmasa gerektir. Çünkü senenin belirli günlerinde ve en çok üç kere toplanan bu kurulun adalet dağıtma işini yapması mümkün görünmemektedir. Adalet (könilik) işlerini gören mahkemeler “Yargan” denilen kişilerce yönetiliyor ve kanunları uyguluyordu. Yani yargı yetkisi hana bağlı olarak ayrı bir kurum tarafından yürütülmekteydi.[33]

Yasama Yetkisi:

Eski Türk devletlerinde devlet hayatını ve sosyal hayatı düzenleyen kural ve kanunlara Töre (Törü) denilmekteydi. Töre başlıca üç kaynağa dayanmaktaydı. Bunlar 1. Halk, 2. Kurultay veya Toy, 3. Han. Hukuk kurallarından bir kısmı halk arasında kuşaktan kuşağa geçerek gelenekselleşmiş hukuk kurallarıdır ki bunlara “yusun” denilmekteydi.[34] İkinci Han’ın kanun yapmasıyla ortaya çıkan kurallardı bunlar. Diğeri ise kurultay “Toy” tarafından konulan kurallardır.[35] İşte bu üç müessese hukuk kurallarını ortaya koymakta idiler ki, bu üç kaynaktan ikisi Toy ile ilgilidir. Toy’un bizzat kendisi töre koyardı, yani yasama yetkisi vardı. Hakan’ın töre koyması ise, tek başına değil yine Toy yoluyla olmaktaydı. Yeni töreyi meclis yani Toy kabul ederse yürürlüğe koyabilmekteydi.[36] Bunlar da bize Toy’un yasama yetkisinin bulunduğunu göstermektedir. Ancak Toy’a kanun teklifi hakan tarafından yapılmakta ve kabul edilirse töreleşmekteydi. Bu bakımdan Toy’un yasama yetkisini hakanla paylaştığını söyleyebiliriz.[37]

LEAVE A RESPONSE

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir